Son Eklenenler

Hazine Müsteşarlığından:2008/7 sayılı bilgilendirme yönetmeliği genelgesi

Hazine Müsteşarlığından:

SİGORTA SÖZLEŞMELERİNDE BİLGİLENDİRMEYE İLİŞKİN YÖNETMELİĞİN  UYGULANMASI HAKKINDA GENELGE

(2008/7)

Bilindiği üzere, Müsteşarlığımızca hazırlanan “Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik” 28.10.2007 tarih ve 26684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu yönetmeliğin, 14 üncü maddesinin yayımı tarihinde, diğer maddelerin ise  1/3/2008 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

Yönetmeliğin 8 inci ve 9 uncu maddeleri, sigorta sözleşmenin kurulmasından önceki müzakere safhasında sigortacı tarafından, sözleşmeye taraf olmak isteyen kişilere şekil ve içeriği Müsteşarlığımızca belirlenen bir “Bilgilendirme Formu” verilmesini hükme bağlamıştır. Bu düzenlemeye istinaden, Müsteşarlığımız; Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Yükümlülüğünün Kapsamına İlişkin 2007/18 Sayılı Genelge ile bilgilendirme yükümlülüğü kapsamı dışında tutulan zorunlu sigortalar ile devlet destekli sigortalar haricindeki diğer bütün mal sigortaları için  kullanılması öngörülen “Mal Sigortası Bilgilendirme Formu” ile hayat sigortalarına ilişkin sözleşmelerde kullanılacak olan “Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formu”nu hazırlamıştır.

Hukuki bir süreç olan sözleşme ilişkisi, bir anda kurulup meydana gelen bir işlem değildir. Sözleşmenin müzakeresine ilişkin görüşmelerin başlaması ile birlikte taraflar arasında, sözleşme ilişkisine paralel, adeta ikinci bir ilişki olarak dürüstlük kuralına dayanan ve koruma yükümlülüğü doğuran akit benzeri bir güven ilişkisi kurulur ve buna bağlı olarak taraflar sözleşmenin akdedilip akdedilmeyeceği hususunda karar verir. Zira, sözleşme hukukunda âkid tarafların, aralarında henüz geçerli bir hukuki ilişki meydana gelmemiş olsa bile, karşılıklı olarak birbirlerinin menfaatlerini gözetmeleri esastır. Bu, Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde öngörülen “objektif iyi niyet” kuralının, sigorta sözleşmesinin “azami iyi niyet” akdi olmasının ve genel hukuk ilkelerinin doğal bir sonucudur. Âkid tarafların bu kapsamda gerçekleştirecekleri bilgilendirme yükümlülüğü de aynı kapsam içinde değerlendirilmelidir. Aksine bir uygulama, herhangi bir hukuki metinde yaptırım altına alınmamış olsa bile, borçlar hukuku hükümleri ve “culpa in contrehendo” sorumluluğu çerçevesinde tazminat borcunun doğmasına neden olacaktır. Bu çerçevede, sigorta sözleşmeleri için öngörülen bilgilendirme yükümlülüğünü de genel esaslardan ayrı düşünebilmek mümkün değildir.  Zira, bu durum sadece genel hükümlerin sigortacılık gibi özel bir alanda hüküm altına alınmasından ibarettir.

1)      Bilgilendirmenin Yapılacağı Kişiler

a) Gerçek Kişi-Tüzel Kişi Ayrımı

Bilgilendirme yükümlülüğünün genel esaslar çerçevesinde gerçek ya da tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın bütün tüketiciler bakımından eşit şekilde uygulanması gerekir. Ayrıca, tüzel kişilerin tacir sıfatını haiz olmaları halinde dahi, bu kişilerin “basiretli bir tacir” gibi hareket etmek durumunda olmaları göz önünde tutularak, bilgilendirme yükümlülüğünden istisna tutulmaları genel hükümlere aykırılık arz edecektir. Nitekim bu husus, yargılama sürecinde davacı sigortalının tacir olduğu dikkate alınarak tazminatın tenkis edilmesi suretiyle zaten telafi edilebilecektir. Bu nedenle, hukuk sistemimizde böyle bir telafi imkanının yer aldığı da düşünüldüğünde, tüzel kişi tacirlerin bilgilendirme yükümlülüğünden muaf tutulmasının geçerli bir gerekçesinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Nitekim, kanunda ve yönetmelikte bu konuda bir istisna hükmü söz konusu değildir.

b) Sigorta Sözleşmesiyle İlgili Kişiler

Mezkur yönetmeliğin, “Talep hâlinde sigortacı, sigorta ettirene karşı bilgilendirme konusundaki tüm yükümlülüklerini sigortadan faydalanacak kişilere karşı da yerine getirmek zorundadır.” hükmünü amir 6 ncı maddesinin 2 nci fıkrası, sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünü sadece sigorta ettiren açısından zorunlu kılmaktadır. Sigorta ettiren dışında yer alan ve sözleşmeden menfaat sağlayacak diğer kişiler bakımından ise sadece talep hâlinde böyle bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu husus, yukarıda da belirtildiği üzere, objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde sözleşmeye taraf olan kişiler bakımından da bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekliliğinin doğal bir sonucudur. Kaldı ki, bu yükümlülük ilgili kişilerin talebine bağlanmak suretiyle, sigortacı açısından zaten bir nevi kolaylığı da beraberinde getirmektedir.

2) Sözleşmenin Aracı Vasıtasıyla Yapılması

a) Sözleşmenin Broker Vasıtasıyla Yapılması

Bilindiği üzere, sigorta aracıları arasında yer alan brokerler, sigorta sözleşmelerinde  sigorta ettireni temsil eden, rizikonun sigorta edilebilmesi için sigorta şirketleri ile sigorta ettireni bir araya  getiren, riskin tespitinde  risk danışmanlığı hizmeti de sunabilen gerçek veya tüzel kişilerdir. Ancak, hukuki açıdan her temsilcinin müvekkili adına akit yapma yetkisine sahip olduğunu söylemek her zaman mümkün değildir. Bu çerçevede, brokerlerin yer aldığı bir sözleşme ilişkisinde bilgilendirme yükümlülüğünün tesbiti, sigorta ettireni temsilen hareket eden brokerin müvekkili adına akit yapma yetkisine sahip olup olmadığı hususuna göre değerlendirilecektir. Müvekkili adına akit yapma yetkisine sahip olan brokerin, sigortacı tarafından mezkur yönetmelik kapsamında bilgilendirilmesi, sözleşmenin karşı tarafının da bilgilendirilmesi anlamına gelecektir. Aksi halde, sigortacının ayrıca sigorta ettiren ile gerekirse sigortadan menfaat sağlayacak diğer kişileri de bilgilendirmesi ya da brokere yapılan bilgilendirmenin bir şekilde sigorta ettirene ve ilgili diğer  kişilere de iletildiğinin ispat edilmesi gerekir.

b) Sözleşmenin Acente Vasıtasıyla Yapılması

Benzer şekilde, sözleşme yapma yetkisine sahip olmayan bir acentenin aracılık ettiği bir hukuki ilişkide de, sigortacının söz konusu yönetmelik kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüğü devam edecektir. Ancak, sözleşmenin karşı tarafında yer alan ilgili kişilerin genel hükümler çerçevesinde, sözleşmeye aracılık eden ve hukuka aykırı hareket eden yetkisiz acenteye ilişkin tazminat hakları saklıdır.

3) Müşterek Sigorta

Bilgilendirme yükümlülüğünün tespit edilmesi gerektiği bir diğer husus da, bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı rizikolara karşı sigortalandığı müşterek sigortalardır. Müşterek sigorta ilişkisinin söz konusu olduğu hâllerde, sigortacıların aralarında belirlediği bir temsilcinin (jeran) bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmesi diğer sigortacıları bu sorumluluktan kurtaracaktır. Ancak, burada farklı sigortacılar tarafından teminat altına alınan risklerin birbirleriyle örtüşmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Aksi taktirde, sigorta şirketleri arasında ortak bir temsilcinin belirlenmediği müşterek sigortalarda olduğu gibi, her sigorta şirketinin sigorta ettirene yönelik bilgilendirme yükümlülüğü devam edecektir.

4) Temdit Edilen (Süresi Uzatılan) veya Yenilenen Sözleşmeler

Sigorta sözleşmelerinin aynı şekilde uzatıldığı/yenilendiği sigorta ilişkilerinde, tarafların hak ve menfaatlerini etkileyecek şekilde sözleşmenin koşullarında değişiklik söz konusu değilse sigortacının yeni bir bilgilendirme formu vermek suretiyle bilgilendirme yükümlülüğüne tabi olması söz konusu değildir. Diğer taraftan yenilenen sözleşmenin bazı unsurlarında değişiklikler mevcutsa, bu zaten sözleşmenin yenilendiği anlamına gelmeyeceğinden, sigortacı değişen bu koşullara ilişkin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda kalacaktır.

5) Paket Poliçeler

Uygulamada kolaylık sağlamak amacıyla birbirinden bağımsız sözleşmelerin tek bir ürün olarak sunulduğu paket poliçeler de, bilgilendirme yükümlülüğü kapsamında üzerinde durulması gereken diğer bir husustur. Müsteşarlığımız, “Sigorta Sözleşmesi Konusu Teminatların Veriliş Şekline İlişkin 2007/9 Sayılı Genelge”sinde de belirttiği üzere, paket poliçe uygulamasında, birden fazla sözleşme yer almakta ve her bir sözleşme ile farklı teminatlar verilmektedir. Dolayısıyla, paket poliçede yer alan sözleşmelerin birbirleriyle bağlantısı bulunmadığı gibi, her bir sözleşme de diğerinden bağımsız bir niteliktedir. Bu nedenle, paket poliçe kapsamında yer alan her bir sigorta sözleşmesi için ayrı bir bilgilendirme formunun verilmesi hukuki bir zorunluluk teşkil etmektedir.

6) Bilgilendirme Formlarının Saklanması

Geçerli bir sözleşmeye istinaden düzenlenen bir bilgilendirme formunun hangi koşullar altında saklanacağı sözleşme ve tazminat hukuku açısından borçlar hukukunun, ticari defter ve belgelerin saklanması açısından ticaret hukukunun ve ispat hukuku açısından da usul hukukunun genel düzenleme alanına tabi olarak belirlenecektir.

Diğer taraftan, sadece müzakere safhasında kalan ve taraflarca anlaşmaya varılamadığı için akdedilemeyen sigorta sözleşmelerine yönelik düzenlenen bilgilendirme formlarının saklanıp saklanmayacağı hususu ise tamamen sigortacının takdirindedir.

7) Bilgilendirme Formlarında Yer Alan Bilgiler

a) Tazminatın Belirlenmesi

Bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde, sigorta tazminatı, sigorta olunan menfaatin rizikonun gerçekleştiği zamandaki değerine göre tayin olunur. Bu nedenle, bilgilendirme formlarında da belirtilmesi gereken husus, bu genel ilkedir. Bu ilke sigorta değerini ortaya koymaktan ziyade, bu değerin neye ve hangi esaslara göre belirleneceğini tespit etme amacına hizmet etmektedir. Bunun haricinde, formlarda yer alan bu genel hukuk normunu, ödenecek sigorta tazminatının sırf riziko gerçekleştiği andaki sigortalı kıymetin rayiç değeri olarak tespit edileceği şeklinde anlamak mümkün değildir. Bu nedenle, sigorta değerinin rakamsal olarak ne olduğunun açık bir şekilde formlarda belirtilmesi zorunluluk arz etmemektedir. Sigorta değerinin belirlenmesine ilişkin olarak sigortanın kendine has niteliklerinden kaynaklanan özel hâllerde de aynı husus geçerli olup, bu konuda sigortacının bilgilendirme formunun ilgili bölümünde sigortanın özelliğine göre spesifik açıklamalar yapabilmesi mümkündür.

b) Takse Konusu

Sigortalanan menfaatin değeri hakkında takse işleminin yapıldığı hâllerde, sigorta menfaatinin rizikonun gerçekleştiği andaki değeri hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın poliçede gösterilen değerin esas alınması gerekir. Türk Ticaret Kanunu takse işlemi bakımından, kara sigortalarında, denizcilik rizikolarına karşı sigortalardan farklı olarak, tarafların oy birliği ile seçtikleri bilirkişiler tarafından önceden takdir edilen ve taraflarca da onaylanan menfaat değerinin itiraza konu edilemeyeceğini hüküm altına almıştır. Dolayısıyla, takseli sigortalarda, sigorta değerine ilişkin herhangi bir itirazın ileri sürülmesi mümkün olmayacaktır. Ancak, sigorta konusu menfaat değerinin tespiti sırasında, sözleşme hukuku kapsamında dikkate alınabilecek geçersizlik hâlleri ile ikrahla sınırlı olmak üzere iradeyi sakatlayan hâllerin ileri sürülebilmesi istisnai bazı hâllerde söz konusu olabilecektir. Bu nedenle, ancak genel hükümler kapsamında değerlendirilebilecek bu özel istisnai hâllerin, genel kural karşısında belirtilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır.

c) Muafiyet

Sigortalıların, akdedecekleri sözleşmede hangi muafiyet oranları ile karşılaşacaklarını önceden öngörüp buna göre hareket etmeleri, bilgilendirme yükümlülüğünden beklenen en temel amaçlardan biridir. Bu nedenle, bilgilendirme formlarında her bir sigorta sözleşmesi için öngörülen bu oranların sözleşme yapılmadan önce tüketicinin bilgisine sunulması ve sigorta ettirene bu bilgi çerçevesinde karar verebilme olanağının sağlanması gerekir.

d) Formlarda Yapılacak Değişiklikler

Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği, uygulamada ortaya çıkan sorunlar ile değişen koşullara ve gelişen ihtiyaçlara istinaden, Müsteşarlığımızın bilgilendirme formları üzerinde değişiklik yapma yetkisini haiz olduğu unutulmamalıdır. Diğer taraftan, sigortacıların da, bilhassa mahiyeti gereği özellik arz eden farklı sigorta türlerinde, bilgilendirme formları üzerinde içerik bakımından tasarrufta bulunabilme yetkisine sahip olduğu kabul edilmelidir. Zira, standart bir formun, özel nitelikler arz eden farklı sigorta türlerinde hiçbir değişikliğe uğramadan kullanılabileceğini kabul edebilmek mümkün değildir. Ancak, sigortacının form üzerinde değişiklik yapabilme yetkisini kullanmasında; bilgilendirme yükümlülüğünün temel esaslarına ve sigortacılık mevzuatına aykırılık teşkil etmemesi, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelikte ve bilgilendirme formlarında belirtilen ve sigorta ettirene aktarılması gereken asgari unsurları ihtiva etmesi ve yapılacak değişiklik sonucunda doğabilecek hukuki sorumluluğun sigortacıya ait olacağının bilinmesi büyük önem arz etmektedir.

EKLER:

EK 1 – Mal Sigortalarında Kullanılacak Bilgilendirme Formu
EK 2 – Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formu
EK 3 – Örnek Olarak Hazırlanmış Mal (Kasko) Sigortası Bilgilendirme Formu

Hakkımızda irmakaja_sab

Ayrıca Kontrol Edin

SAB OLAĞAN GENEL KURUL KARARI DUYURUSU

SİGORTA ACENTELERİ DERNEĞİ-SAB OLAĞAN GENEL KURUL DUYURUSU Değerli Üyelerimiz ve Hazirun Karar No:07/2018 Tarih:17.05.2018 Derneğimiz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir